Son Yıllarda Öne Çıkan Alternatif Eğitim Metotları

119

Çok değil sadece birkaç yıl öncesine kadar eğitim dediğimizde aklımıza gelen şey şimdikinden epey farklıydı. Sınıf dediğimizde; tüm dünyadan izole, içeri öğretmen ve öğrenciden başkasının girmesinin yasak olduğu, öğrencilerin telefonlarının ders esnasında öğretmen tarafından toplandığı, sabah erken saatlerde gidilen, öğrencilerin derste çoğunlukla konuşmadığı bir mekân aklımıza geliyordu.

Günümüzde ise bu durum neredeyse tamamen değişti. Artık sınıf dediğimizde internet aracılığıyla dış dünya ile birkaç saniye içerisinde bağlantı kurulabilen, video konferans yoluyla konuşmacıların katıldığı, öğrencilerin akıllı telefonlarını öğrenme aracı olarak kullanmasının desteklendiği, sürekli bilgi alışverişi yapılan, zaman ve mekan kısıtlamalarından arınmış bir kavramı düşünmekteyiz.

Dünyamızın değişen ihtiyaçlarına göre şekillenen sadece sınıf ortamı değil tabii. Sınıf ile birlikte eğitim yöntemleri de gelişti. Öyle ki ihtiyaç duyulan yeni donanımlara sahip nesiller yetiştirilmesi için geleneksel eğitim yerini alternatif eğitim metotlarına bıraktı.

Bahsettiğimiz, son zamanların öne çıkan alternatif eğitim yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Yapay Zeka

Her bireyin farklı öğrenme ihtiyaçlarına ve stillerine yönelik eğitim araçları geliştirilmesinde yapay zeka teknolojisi önemli katkılar sağlamaktadır. Buna ek olarak yapay zeka, derslerde öğrencilerin tam olarak kavrayamadığı yerleri öğretmene bildirerek eğitimin akışına destek olur. Örneğin yapay zeka kullanılarak hazırlanmış bazı sistemler online (çevrimiçi) ortamda yapılan bir sınavda öğrencilerin birçoğunun aynı soruya yanlış cevap verdiğini görünce öğretmeni uyararak eğitimdeki boşlukları kapatmayı sağlayabilir, öğrencilerin dersteki performansları hakkında bilgilendirmelerde bulunabilir. Buna ek olarak günümüzde yapay zeka sayesinde bilgisayarlar öğrencilere özel öğretmenlik yapabilmektedir.

  1. Sanal Gerçeklik

Sanal gerçekliğin alternatif bir eğitim aracı olarak kullanılması “Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, yaptığımı anlarım” atasözünü sonuna kadar desteklemeye yöneliktir. Üç boyutlu, sanal bir dünya yaratan bu teknoloji sayesinde öğrenciler derslerde daha gerçekçi örnekler görebilir ve bilgilerini uygulamaya dökerek geliştirebilirler. Örneğin yüzmek isteyenler su korkusunu yenebilir, tıp eğitimi alan öğrenciler sanal gerçeklik aracılığıyla ameliyat yapma pratiği kazanabilir, astronomiye ilgi duyanlar gezegenlerin ve yıldızların arasında dolaşarak uzay sistemlerini daha iyi anlayabilir, pilotluk eğitimi alanlar ise uçak kullanma konusunda pratik yapabilirler.

  1. Bulut Teknolojisi

Öğrencilerin bir ödev üzerinde bir arada çalışması gereken, öğrencinin veya öğretmenin sınıfa gidemediği durumlarda bulut teknolojisinden faydalanmak uygun olabilmektedir. Bulut teknolojisi sayesinde öğrenciler yazılı dersleri takip etmekle kalmayıp kendi aralarında veya öğretmenleriyle canlı video konferanslar yapabilirler. Özellikle dil eğitiminde kullanılan bulut teknolojisi sayesinde öğrenciler yabancı dilleri dünyanın farklı yerlerindeki öğrencilerle video konferans yoluyla konuşarak öğrenebilirler. Türkiye’de Çince dersi alan bir öğrencinin, Çin’deki bir akranıyla konuşması gibi…

  1. Kitlesel Online (Çevrimiçi) Açık Ders

Bilgisayarlar aracılığıyla erişilen çevrimiçi dersler son zamanların en çok tercih edilen öğrenme yöntemlerinden biridir. M-öğrenmeden farkı ise kişinin mobil değil durağan bir çevrede bulunarak bilgisayarı aracılığıyla internetten özgül ve kapsamlı bilgiler edinmesine yönelik olmasıdır. Ülkemizde de saygıdeğer birçok üniversite farklı alanlarda online, sertifikalı kurslar açmaktadır. Bu kurslar bireylerin kendilerini geliştirmesi için çok büyük fırsatlar sunar, öyle ki günümüzde pek çok şirket işe alımlarda adayların çevrimiçi kursları başarıyla tamamlayarak edindiği sertifikaları dikkate almaktadır.

  1. M-Öğrenme

M-Öğrenme akıllı telefonlar, tabletler aracılığıyla gerçekleştirilir. Burada asıl amaç öğrencinin bilgiye istediği zaman ve mekânda hızlı bir şekilde ve anında ulaşmasını sağlamaktır. Telefon ve tabletlerin ekranları bilgisayara göre küçük olduğundan ekrana az bilgi yansıtılır, bilgiler büyük navigasyon tuşlarıyla yönlendirilebilir. Daha çok kısa süreli kullanıma uygundur.

Sonuç? Yalnızca birkaç sene sonra eğitim bizim hatırladığımız halinden çok ama çok farklı olabilir. Peki, siz bu yeni ekosistemin neresindesiniz?

CEVAP VER

Yorumunuz
Adınız